Bizi takip edin

8 Mart

İşte AKP’nin 15 yıllık tarihi: Ne verdin de ‘Evet’ istiyorsun?

->

-> 8

 Hicran Urun

15 yıllık AKP hükümeti döneminde kadınların payına ötekileştirme, ölüm, tutuklama ve hak gaspı düştü. Kadına yönelik izlenen tüm bu politiklar Erdoğan’ın ‘Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ söylemlerinin somut bir yansıması… Bir gazete sayfasına sığmayacak kadar geniş olan bu icraatlerin kısa bir özeti ise şöyle;

3 Kasım 2002 tarihinde 363 vekille tek başına iktidar olan AKP’nin, 15 yıllık iktidarı boyunca uyguladığı politikalar en çok kadınları etkiledi. Resmi rakamlardan derlenen verilere göre 2002-2013 yılları arasında kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı, 2002 yılında yalnızca 66 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 2016 yılında bu sayı 328’e çıktı. 2002-2015 yılları arasında ise toplamda kadın cinayetlerinin sayısı 13 bin 928’i (CHP’nin hazırladığı ‘AKP’nin İnsan Hakları Karnesi’ raporuna göre) buldu. Yine Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçen yılki verilerine göre 2002’den bu yana çocuklara yönelik cinsel istismarda yüzde 434 artış yaşandı. Birleşmiş Milletlerin (BM) verdiği rakamlar ise daha korkunç. BM istatistiklerine göre son 15 yılda yaşanan kadın cinayeti 15 bin civarında. Cinsiyet Eşitliği Raporu’nda ise Türkiye, kadın erkek eşitliğinde 142 ülke arasında 125’inci sırada. Tabii tüm bu rakamlar resmi kurumlara yansıyan olaylardan derlenmiş ve dolayısıyla ‘buz dağının yalnızca görünen yüzü.’

Dilin kemiği yok!

Peki bir savaş bilançosunu andıran bu rakamların çarpıcılığı karşısında, gerek söylemde gerekse uygulamada kadına yönelik şiddeti durduracak somut bir şey yapıldı mı? Hayır! Tam tersine kadın-erkek eşitliği fikri toplumda cinsiyetçi söylemler ile sürekli olarak aşındırıldı. Cinsiyetçi, ayrımcı, kadın düşmanı açıklamalar her partinin siyasetçilerinden geliyor. Ancak AKP bu konuda en kabarık sicile sahip siyasi parti. İşte AKP hükümetinin her geçen gün daha da arttırdığı nefret söylemlerine bir kaç örnek:

Eşitlik fıtrata ters

* Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan Konya mitinginde, Hopa’daki olayları protesto etmek için tank üzerine çıkan ve polis müdahalesi sonucu kalçası kırılan Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu üyesi Dilşat Aktaş hakkında “O kadın, kız mıdır kadın mıdır?” diye konuştu. (11 Haziran 2011)

* Erdoğan, AKP Kadın Kolları 3. Olağan Kongresi’nde “Her kürtaj bir Uludere’dir” dedi ve kürtajın “milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan” olduğunu söyledi. (26 Mayıs 2012)

* Erdoğan I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde yaptığı konuşmada ‘kadınla erkeği eşit konuma getirmenin fıtrata aykırı’ olduğunu söyledi (24 Kasım 2014)

Bir kadın olarak sus

* Dönemin Hükümet Sözcüsü ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, AKP Bursa İl Başkanlığı’nda yaptığı bir konuşmada, “Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” ifadelerini kullandı. (27 Temmuz 2014)

* Arınç, Meclis’te yaptığı bir konuşmada ise HDP Vekili Nursel Aydoğan’a “Bir kadın olarak sus” dedi. (29 Temmuz 2015)

* Başbakan Yardımcısı Arınç, CHP Milletvekili Aylin Nazlı Aka’nın kürtaj tartışmasında dile getirdiği “Başbakan vajina bekçiliğini bıraksın” sözlerine karşılık, “evli bir ‘bayan’ın cinsel organı hakkında açıkça konuşmasının yüzünü kızarttığını” söyledi. (12 Aralık 2012)

Tecavüze uğrayan kadın ölsün!

* Maliye Bakanı Mehmet Şimşek işsizlik ile ilgili yaptığı bir konuşmada “İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor” ifadelerini kullanmıştı.

* Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, kürtajın yasaklanmasıyla ilgili tartışmalar sırasında tecavüz sonucu gebeliklerde kürtaj konusu tartışılırken, “Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor. Anası kendisini öldürsün” dedi. (Haziran 2012)

* Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yılın ilk bebeğini ziyareti sırasında üç çocukları olduğunu söyleyen bebeğin babasına “O zaman sen söz dinleyenlerdensin” dedi. Ve “Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir” diye konuştu. (02 Ocak 2015)

* Başbakan Binali Yıldırım, kardeşi Eyüp Yıldırım’ın kızı Emine Yıldırım’ın nikah töreninde “evliliğin sırrı”nın “itaat” olduğunu söyledi: “Evliliğin sırrı nedir biliyor musunuz? İtaat et, rahat et. Emine, sen de havaya girme. Gökhan hiddetlendiğinde ‘peki’ demesini bilmelisin.”

AKP hükümetinin kadına yönelik cinsiyetçi ve ayrımcı söylemlerine verilecek örnekleri çoğaltabiliriz ancak kadına yönelik izlenen bu politikalar yalnızca söylemle de kalmadı, uygulamalarla da kendini gösterdi. Hükümet, kadın-erkek eşitliğini sağlamakla görevli Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nü (KSGM) yeniden düzenledi ve Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığı’nın adını, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak değiştirdi. Başbakanın, “Biz muhafazakâr demokrat bir partiyiz, aile yapımızı güçlendirmemiz lazım” demesinin ardından, seçim sonuçları bile beklenmeden Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) yeni bakanlıklarla birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı resmen kuruldu (2011). 2002 seçim bildirilerinde AKP zaten kadının temel rolünü “gelecek nesilleri yetiştirmek ve aile içinde mutluluğu sağlamak” olarak ortaya koymuştu. ‘Kadının fıtratına’ dayandırılan bu yaklaşım ile kadının aile içindeki yeri ‘doğal olarak’ kabul edilmiş ve kadının birincil rolü ‘anne ve eş’ olarak tanımlanmıştı.

OHAL’i hiç çekilmiyor

AKP hükümetinin kadına yönelik baskıcı politikalarının uygulamalarının en sert biçimini ise, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından devrilen çözüm masası ile startı verilen savaş ve 15 Temmuz darbe girişminin ardından ilan edilen Olağan Üstü Hal’de (OHAL) gördük. Savaş ve OHAL sürecinin bilançosu ise şöyle:

Teşhir edilen bedenler, yıkılan kentler

* Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği Kürt kentlerinde binlerce kadın göç etmek zorunda kaldı, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) yasakların başladığı 16 Ağustos 2015 tarihi ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında hazırladığı hak ihlalleri raporuna göre, toplamda 71 kadın devlet güçlerince katledildi. Katledilen kadınların bedenlerinin teşhir edilmesinin yanı sıra, yine yıkılan evlerdeki duvarlara yazılan cinsiyetci yazılamaların hedefinde de kadınlar vardı.

* Hükümetin kullandığı cinsiyetçi dilden cürret alan erkekler Ayşegül Terzi’ye toplu taşıma aracında ‘şort giydiği’ bahanesi ile 4 aylık hamile Ebru Tireli’ye ise bir parkta ‘spor yaptığı’ bahanesiyle saldırdı. Saldırganların her ikisi de serbest bırakıldı. Erkek aklının bir sürdürücüsü olarak yargı devlet söylemlerinden aldığı güçle kadın katillerine veya tecavüz zanlılarına ‘karavat’, ‘iyi hal’, ‘tahrik’ veya ‘sevgi’ indirimi uygulamaktan geri durmadı.

Tecavüzü ‘AK’latma yasası

* Artan çocuk istismarına karşı AKP hükümeti ‘çocuk istismarını aklayan’ ve çocukların tecavüz zanlısı ile evlendirilmesinin önünü açan yasa tasarını Meclis gündemine getirdi. Tasarıya karşı Türkiye ve Kürdistan kentlerinde ‘tecavüzü aklatmayacağız’ sloganı ile sokaklara çıkan kadınlar, tasarının geri çekilmesini sağladı. Ancak tasarıyı iptal eden hükümet, çocuğa yönelik cinsel şuçlarda ‘rıza’ yaşını 15’ten 12’ye indirdi.

Eşbaşkanlık ve kadın kurumları hedefte

* 2016 yılında OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile içinde Kürt kadınlarının çatı örgütü Kongreya Jinên Azad (KJA), kadına yönelik şiddetle mücadele eden Van Kadın Derneği (VAKAD) ve Gökkuşağı Kadın Derneği’nin de bulunduğu onlarca kadın kurumu kapatıldı.

* Türkiye siyasetinde bir ilk olan eşbaşkanlık sistemi ile kadının yerel yönetimlere katlımını sağlayan Demokratik Bölgeler Partili (DBP) belediyelere atanan kayyumlarla kadın eşbaşkanların birçoğu ya tutuklandı ya da görevden alındı. Atanan kayyumların ilk icraatleri ise yine belediyelere bağlı kadın kurumlarını kapatmak oldu. BDP’li belediyeler bünyesinde faaliyet yürüten 50’den fazla kadın kurumu kayyumlar tarafından kapatıldı.

Kadın iradesi tutuklandı

* Milyonlarca kadının iradesini Meclis’e taşıyan ve Meclis’te bir ilk olarak ‘Meclis Kadın Grubu’nu kuran Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik başlatılan operasyonlarda HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ dahil olmak üzere toplamda 6 kadın milletvekili tutuklandı. Millet vekillerinin yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve kapatılan kadın derneği KJA’nın dönem sözcüsü Ayla Akat Ata da tutuklanan kadın siyasetçiler arasında yer aldı.

Eşbaşkanlığa karşı ‘tek adamlık’

AKP’nin 15 yıllık icraatleri bir gazete sayfasına sığmayacak kadar fazla. Ancak bu verdiğimiz örnekler bile hükümetin kadın düşmanı politikalarını özetler nitelikte. Özgürlük ve eşitlik için mücadele eden kadınların kazanılmış haklarını izlediği kadın düşmanı politikalar ile geriye götürmeyi hedefleyen AKP, şimdilerde meydanlarda kadınlardan ‘Tek adam’ rejimine ‘evet’ demesini istiyor. Kadınların mücadele ile elde ettiği eşbaşkanlık sistemini hedef alarak ‘tek adamlığı’ öngörenlere sormak gerek; 15 yılda kadınlara ne verdin de ne istiyorsun?