İzlenim

Göçmen hikayeleri


Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin 5 Kasım 2016’da başlamasıyla Reqqa merkez ve çevre köylerinde yaşayan halk, DAİŞ’ten kurtulmak için göç yollarına düştü. Kuzey Suriye Federal Sistem Yönetimi, göçmenleri karşılamak ve yardım etmek amacıyla Reqqa’nın 50 km kuzeyinde, Kobanê Kantonu’nun ise 70 km güneyinde yer alan Eyn İsa Kasabası’nda bir kamp kurdu. Kamp içinde çadırlar kuruldu, ihtiyaçlar için yer yapıldı ve su ihtiyacının karşılanması için kampa su depoları getirtildi. Kampta kalan yurttaşlara sağlık hizmeti vermesi için sağlık çadırları kuruldu ve ambulans verildi.

Nerdeyse her gün onlarca aile, çete işgalinden kurtulup özgür alanlara göç ediyor. Eyn İsa’nın 40 km güneyine düşen Xirbet El Xan köyünden Eyn İsa Göçmen Kampı’na kadar yollar ve tarlalar göçmen halkla dolmuş.

Göçmenler Eyn İsa Kampı’na ulaştıklarında güvenlik güçleri tarafından karşılanıyor ardından da kampa geçiyorlar. Burada da yetkililer, göçmenlerin sicillerini kaydediyor ve gerekli yerlere yerleştiriyor. Ama göçmenlerin sayısı çok olduğundan dolayı bazı göçmen yurttaşlar kamp dışında kalmış. Onlar da imkanları çerçevesinde çadır kurmuş, bazıları ise kamyonetlerinin üzerini bir örtü ile kapatıp çadır şeklini vermiş ve altında barınıyor.

Yaşam koşulları

İmkanlar ne olursa olsun, göçmenlik başlı başına bir sorun. Ne kadar yardım yapılırsa yine yetersiz kalıyor. Kampta birçok ihtiyaç karşılanabiliyor. Kampta belirli bir sistemin de oturtulduğunu söyleyebiliriz. Şüphesiz yetersizlikler-eksiklikler de var. Kamp içinde dolaştığımızda, her yurttaş talebini dile getirmeye çalışıyor. Bazıları yardım yapacağımızı düşünüyor. Sohbetlerde yardım için onlara adresleri işaret ediyoruz ve taleplerini basın yoluyla duyurmaya çalışacağımızı da aktarıyoruz.

Her birinin bir acısı…

Her birinin bir acısı, bir derdi var. Bu birkaç sözle dillendirilemez elbet. İçlerinden bir yurttaş bize yaklaşıp sorununu anlatmak istiyor. Kürtçe ve Arapça bilen kamp çalışanlarından birinin yardımıyla bu yurttaşın hikayesini dinlemeye başlıyoruz. Kendisi Reqqa merkezinden. Bir gün çeteler gelip 16 yaşındaki oğlunu alıkoyuyorlar. Ona oğlunu geri göndereceklerini söylemişler; ancak uzun bir süre geçmesine rağmen geri getirmemişler. Tüm çabaları sonuçsuz kalmış ve üstüne de tehdit edilmiş. Sonunda oğlunun bir binanın 3. katından atıldığının haberini almış. Baba, oğlunun cenazesini alabilmek için çetelerinin barbarlığı ile karşılaşmış ve kendisini tutuklayıp dövdüğünü anlatıyor. En sonunda acılı baba oğlunun cenazesini alabilmiş.

Biz bu hikayeyi dinlediğimizde başka bir genç bize yaklaştı. Gencin bir eli bilekten itibaren yoktu. Onun hikayesini de dinliyoruz. Çeteler elini kesmiş. Elinde sigarasıyla ve Arapça müzik eşliğinde durumunu anlatıyor bizlere. Kamp dışındaki koşullar biraz daha sert. Toz içinde ihtiyaçlarını karşılama derdindeler. Su sorunu ve ihtiyaç yeri sorunu vb. sorunlar var.

Yardım ihtiyacı

Bazı yardım kuruluşları kampa yardımda bulunmuş. Yönetimin kayıtlarına göre şimdiye kadar 8-9 kurum kampa yardımlar göndermiş ve son günlerde durum biraz daha iyi hale gelmiş. Ancak hiçbir zaman Türkiye ve Avrupa’nın gündemleştirdiği gibi olmamış. O nedenle birçok göçmen dışarda kalmış. Kamp yetkilileri çadırlara, battaniyelere, suya, sağlık malzemelerine vb. ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Kampta sadece Kürt Kızılayı’nın (Heyva Sor a Kurd) çadırı var, 3 ambulansı da hazır bekletiliyor. Herhangi bir durumda göçmen yurttaşlarla ilgileniyor ve acil müdahalede bulunabiliyor. Yurttaşlarla sohbet ettiğimizde yanımızda kadın ve çocukların sesi yükseldi. Bir anne sıcaktan dolayı bayılmıştı. Kızılay ekipleri acil müdahale ile kadıncağızı çadıra götürüp müdahale etti. Gerekli tedavinin ardından anne tekrar çadırına döndü. Mevcut durumda ciddi bir sağlık sorunu yok. Ancak kamp yetkilileri mevsimsel hastalıkların çıkmasından kaygılanıyor. O nedenle dünya kamuoyuna yardım için çağrıda bulunuyor.

Aryen Dildar – ANHA / İZLENİM