EkolojiRöportaj

Ekoloji hareketi özerkliğini arıyor


Ekoloji mücadelesi yürütükleri için katledilen Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun mücadelesini büyütme sözü veren kuruluşlardan YDY’den İsmail Akyıldız, ‘Ekoloji hareketi, kendi dilini ve aynı zamanda özerkliği arıyor’ dedi

Gülcan Kılagöz / İstanbul

Antalya’nın Finike ilçesindeki maden ocaklarına karşı çıktıkları için katledilen Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun, ekoloji hareketi açısından bir ilke imza atılmasına vesile oldu. Ülke genelinde 117 kurum ve kuruluşun ortak hareket etmesini sağlayan Büyüknohutçu çiftinin mücadelesini devralan ekolojistler, daha da yukarı taşımaya kararlı.

Ekoloji hareketi dilini arıyor

Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) kurucularından aynı zamanda Yaşam ve Dayanışma Yolcuları (YDY) üyesi İsmail Akyıldız, Büyüknohutçu çifti nezdinde ekoloji mücadelesi yürütenlerin hedef alındığını ve bunun içinde 5 çağrıcı oluşumla harekete geçtiklerini söyledi. Akyıldız, “Doğru zamanda, doğru yerde, doğru bir iş yaptık” dedi. Ekoloji hareketi için Gezi Direnişi’nin ön açıcı olduğu değerlendirmesini yapan Akyıldız, “Ekoloji mücadelesi yeni bir evreye girdi” ifadelerini kulladı. Antalya’da müthiş bir enerjinin açığa çıktığını vurgulayan Akyıldız, “Ekoloji hareketi, kendi dilini ve özerkliğini arıyor” dedi. “Aslında hepimiz orada öldürüldük ve orada yeniden doğduğumuzu hissediyoruz” diye konuşan Akyıldız, bunun bir sinerji yarattığını bu ağı büyüteceklerini söyledi.

Etnik temizlik yapılmak isteniyor

Amed’in Sûr ilçesindeki talan ve yıkıma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Akyıldız, “2016 yılında özellikle sadece Sur’da değil Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de yaşayan insanlar, bodrumlarda yakılarak katledildi. Şimdi o kentleri tokileştiriyorlar. Tahir Elçi’nin orada barışı savunduktan sonra öldürülmesi de bunların işaretiydi aslında” diye konuştu. Devletin siyasal yaklaşımına bakıldığında ekolojik olarak Karadeniz’den Kürdistan’a aynı şeyi yaptığını vurgulayan Akyıldız, Sûr’da açıktan etnik temizlik yapılmak istendiğini söyledi. Akyıldız, bu bağlamda bir asimilasyon politikasının devrede olduğunu belirtti. Akyıldız, Karadeniz ve Kürdistan’da doğanın, buna bağlı olarak dilin, tarihin ve kültürün yok edildiğini, buna karşı insanların yaşam alanlarını savunduğunu kaydetti.

Yıkımı örgütlülük durduracak

Çağrıcılar arasında yer alan Dersim Ekoloji Federasyonu ve Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) üyesi Hasan Şen, ülkenin yeni bir sürece girdiğini ve talanın alabildiğince pervasız bir şekilde hayata geçirilmek istendiğini söyledi. Bunun başlangıç olduğunu ifade eden Şen, “Biz Anadolu’nun her yerinden Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi bir araya geldik” dedi. Yerellerdeki mücadelelerin desteklenmesinin önemine işaret eden Şen, tüm yaşam alanlarını savunmakla yükümlü olduklarını söyledi. Çoğunluğu yaratacak olan şeyin, azınlığın kararlılığı olduğunu dile getiren Şen, “Biz de şunu biliyoruz yani tüm bu projeleri, bu yıkımı durduracak olan tek şey halkın örgütlü gücüdür, sokak eylemleridir” dedi.

‘Sûr için de bir araya gelmeliyiz’

Talan çağında olunduğuna inandığını dile getiren Şen, “Sur’u Nusaybin’i Cizre’yi yerle bir eden anlayışla; otel için orman yakan, Munzur’da baraj yapan, Cerattepe’de altın madeni arayan anlayış arasında bir fark yok” diye konuştu. Siyasal iktidarın her şeyini talan üzerine kurduğunu ifade eden Şen, “Eğer biz ekoloji hareketleri bir arada durursak, bugün Büyüknohutçu çifti nezdinde nasıl bir araya gelerek oraya gidebiliyorsak, Hevsel’e de Sûr’a da gidip sahiplenmemiz gerekir” şeklinde konuştu.