Hak İhlalleri

‘Sıfır tolerans’tan işkence iktidarına


İşkenceye sıfır tolerans politikası izlediğini belirten AKP iktidarı, ülke tarihinin en sistematik işkence iktidarına dönüştü. Özellikle son bir yılda, işkence görüntüleri ve fotoğraflarıyla da topluma korku salınmak isteniyor

DOSYA / HABER

AKP hükümetinin ilk iktidara geldiği dönemde “sıfır işkence” söyleminden neredeyse gözaltında işkenceye uğramayan kimsenin kalmadığı bir döneme girdik. 15 yılda karanlık bir hak ihlali tablosuna sahip olan AKP, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ise bunu bir fırsata çevirerek ülkeyi işkence cehennemine dönüştürdü. Darbe girişimi ile başlayan Olağanüstü Hal (OHAL) 20 Temmuz’da bir yılını dolduracak. Bu bir yıllık süreçte işkence alenileşti, hükümete yakın medya işkenceleri Tv’lerde açıkça yayınlarken, polis ve asker işkence fotoğraflarını servis etmeye başladı. Neredeyse gözaltında işkence görmeyen kalmadağı gibi ülke tarihinin en büyük cadı avında yüzbinleri bulan kişi gözaltına alındı, tutuklandı.

AKP’nin 12 Eylül ruhu!

Yapılan işkenceler uluslararası kurumların raporlarına da yansırken, AKP kurmaylarından Burhan Kuzu ise yapılan işkenceyi “yumuşak” buldu. Katıldığı bir TV programında, “Sıkıyönetim olsa asker dipçiği olur ama burada polis geliyor, kibarca götürüyor. En hafif dozunu uyguluyoruz OHAL’in” diyen Kuzu yaşanan işkence ve AKP’nin işkenceye bakışının özeti oldu. Darbe girişimi ile birlikte gözaltına alınan yüzbinlerce kişiye işkence yapılırken, günlerce gözaltında tutuldu. Gözaltına alınanlar ise 12 Eylül döneminde tanık olunan yöntemlerle günlerce spor salonlarında bekletildi. Gözaltına alınanlardan aralarında Kürt köylülerin, muhaliflerin, darbe iddiasıyla gözaltına alınan asker ve polislerin de olduğu binlerce kişiye yapılan işkencelerin kamuoyuna yansıyanlarını derledik; nedenlerini insan hakları savunucularına sorduk.

Köylülere 5 gün işkence yaptılar

AKP tarafından uygulanan işkence politikalarının havuz medya eliyle meşrulaştırıldığı son örnek ise Wan’da yaşandı. Wan’ın Westan (Gevaş) ilçesinde mantar toplarken 9 Haziran’da gözaltına alınan 4 kişi günlerce işkenceye maruz kaldı. İşkenceyi meşrulaştırmaya çalışan havuz medyası, “Kıskıvrak Yakalandılar” diyerek işkence fotoğraflarını servis etti. Ağır işkenceye maruz kaldıkları çok net görülen köylüler 5 gün sonra serbest bırakıldı. İşkenceye maruz kalanlardan 3 çocuk babası Cemal Aslan, kaldığı işkence sonucu burnu kırıldı, bir kulağının zarı patladı.

‘Saçımla halay çektiler’

Hollanda’da yaşayan ve birkaç günlüğüne kardeşini ziyaret etmek için Türkiye’ye gelen Bergül Varan, bu işkenceye maruz kalanların en son örneklerinden. Varan, gözaltında işkenceye maruz kaldı. 30 Mayıs’ta Okmeydanı İdil Kültür Merkezi’ne yapılan operasyonda gözaltına alınan 14 kişiden biri olan Varan’ın saçları kökünden yolundu. İşkencenin otobüste başladığını anlatan Varan, “Saçlarımı tutup çevirip kökünden kopardılar. Elinde kalan saçı sallayarak mehter marşı ile oyun oynuyorlardı. Sadece bana değil gözaltına alınan diğer arkadaşlarımıza da yoğun işkenceler yaptılar. 8 gün bizi tutup, yaralarımızın iyileşmesini beklediler” dedi.

‘Karakolda kalsa ölebilirdi’

“Sokağ çıkma yasak”ları adı altında Kürdistan’da devam eden savaş politikalarında yapılan baskınlarda ise resmi kayıtlara geçmeyen ya da çok azı yansıyan işkenceler yaşandı. Bu kapsamda 11 Şubat 2017’de Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköy) köyünde günlerece süren abluka ve baskında gözaltına alınan Abdi Aykut’un gözaltında işkenceye maruz kaldığı, fotoğraflarla belgelendi. Aykut, 2 haftaya aşkın süre gözaltında ağır işkenceye maruz kaldı. Aykut’un yaşadığı işkenceyi aktaran avukatı Rıdvan Alp, “Karakolda kalsaydı ölebilirdi” diyerek yaşanan işkenceye dikkat çekti.

Gözaltında tek başına doğum!

İşkence politikalarının AKP döneminde süreklileştiğini verilebilecek örneklerden bazıları ise darbe girişimi sonrası özellikle cemaat iddiasıyla yapılan operasyonlarda gözaltına alınan ve tutuklananlara yönelik yapılan uygulamalar oldu. Darbe girişimi ile ilişkilendirilen 9 aylık hamile genç bir kadın, 28 Mart 2017 Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde işkenceye maruz kaldı. İşkenceye tanık olan gözaltındaki başka bir yurttaş, yaşanan işkenceyi anlatmıştı: “Nezarette beklerken yandaki nezarethanede kalan hamile bir kadın, doktor ve hemşirenin olmadığı, temizlik için suyun bile olmadığı bir ortamda çığlık çığlığa, yalnız başına acılar içinde doğum yaptı.”

‘Mesai bitiminden sonra başlıyor’
Cemaat iddiasıyla yapılan operasyonlarda yapılan işkencenin son örneği ise Ankara’da yaşandı. Geçtiğimiz Nisan ayında yapılan ve yaklaşık bin kişiyi kapsayan “Mahrem İmamlar” diye belirtilen operasyonda gözaltına alınan kişilere Ankara Mali Şube’de cinsel işkence yapıldığı ortaya çıktı. Aralarında öğretmen, öğrenci, doktor ve memur olan 10 kişinin cinsel işkence gördüklerine dair ifadeleri, mahkeme tutanağına sınırlı şekilde yansıdı. Avukatlar da işkenceyi İHD’ye bildirerek, gerekli araştırma ve başvuruların yapılmasını talep etti.

Bu işkence İHD raporlarına ise şöyle yansıdı: “Mesai saatlerinin bitiminde tüm emniyet personeli kurumdan ayrıldıktan sonra özellikle gece vakti ifade adı altında kanuna aykırı bir şekilde polisler tarafından tek tek özel odalara alındıklarını, bu odalarda çırılçıplak soyulduktan sonra kafalarına poşet geçirilerek elleri arkadan bağlanarak ‘şişe’ diye tabir edilen işkence yöntemi ile cinsel organlarına zarar verildiği, birçok kişinin ifade adı altında gittiği odadan saatlerce dayak yedikten, işkence ve psikolojik baskılara maruz kaldıktan sonra tekrar nezarethaneye gönderildiklerini, herkesin sırayla bu duruma maruz kaldığını gözaltındaki diğer şahıslardan bizzat duymuş ve şahit olmuştur.”

HDP PM üyesine gözaltında cinsel işkence!

Bursa’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları ve vekillerinin tutuklanmasının ardından 9 Kasım’da yapılan protestoda gözaltına alınan HDP PM üyesi Nadiye Gürbüz’ün gözaltında yaşadığı işkenceyi Bursa 5. Sulh Ceza Hakimliği’nde anlattı. Gürbüz, cinsel işkenceye maruz kaldığını söylemişti.

Gözaltında işkenceyle belge imzalatıldı

15 Ağustos 2016’da Mêrdîn’de evine yapılan baskınla gözaltına alınan Rozerin Kalkan (19) karakolda cinsel işkenceye maruz kaldı. Günlerce gözaltında tutulan Kalkan, işkenceyle polis tarafından hazırlanan tanımadığı kişiler hakkında suçlamalar içeren belgeler imzalatıldı ve Mardin Barosu’ndan bir avukatta bu hukuksuzluğa eşlik etti. Kalkan, Niğde Cezaevi’nde tek kişilik hücrede ağır tecritte tutuluyor. Annesi Şerife Kalkan, çocuğunun can güvenliğinin olamadığını söyleyerek kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıyor.

AİHS askıya alındı!

Darbe girişimi sonrası AKP Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) askıya alırken, yaşanan işkenceler uluslararası kurumların raporlarına yansıdı. 2016’da gözaltında yaşanan işkencelere ilişkin rapor yayınlayan Uluslararası Af Örgütü, cemaat üyesi iddiasıyla yapılan gözaltılarda özellikle Ankara ve İstanbul’da tutulanların tecavüzün de aralarında olduğu işkence yöntemlerine maruz kaldığını açıkladı. Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) ise “Açık Çek: Türkiye’de Darbe Girişimi Sonrası İşkenceye Karşı Koruma Tedbirlerinin Askıya Alınması” başlıklı raporunda, gözaltında yaşanan işkenceye dair gözlemlerini açıklayarak, işkencenin yaşandığını ortaya koydu.

Ayakta duramıyordu

Türkiye’de yoğun devam eden gözaltı ve tutuklama operasyonlarında özellikle muhaliflere dönük işkenceler arttı. 13 Aralık 2016’ta sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Filiz Çolak işkenceye uğradı. Çolak’ın avukatı Gülhan Kaya, “Müvekkilim ayakta zor duruyordu. Kendisi sürekli olarak dövüldüğünü anlattı. Dövülerek çıplak arama işkencesine maruz kalmış. Erkeklerin tutulduğu koğuşlardan da sürekli çığlıkların, seslerin geldiğini anlattı” diyerek Vatan Emniyeti’ndeki işkenceye dikkat çekmişti.

‘İşkence ile amaçları korku toplumu yaratmak’

Yapılan işkenceleri değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı (TİHV) Prof. Şebnem Korur Fincancı, OHAL ile birlikte işkence oranında çok fazla artış olduğunu belirterek, işkenceye bir de cezasızlığın eklendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin işkence yasağını ihlal ettiğini söyleyen Fincancı, uluslararası hukukun ve kurulan izleme komisyonlarının dikkate alınmadığını belirterek, işkencenin görünür kılınması için kendilerine başvuru yapılması çağrısında bulundu.

 

‘Hepsi sistematiğin bir parçası’

İnsan Haklarını Derneği (İHD) Eşbaşkanı Avukat Eren Keskin ise, “İşkence Türkiye’de bir devlet politikası” diyerek, “Sadece işkenceyi yapan değil suçlu olan. Onları yeterince sorgulamayan savcılar, haklarında beraat yada zaman aşımından düşüm kararı veren hakimler ve işkenceyi belgelemeyen Tıp hekimleri. Hepsi bu sistematiğin parçaları durumunda” dedi. İktidarın işkenceyi meşrulaştırmaya çalıştığını ve korku salmak içinde işkence fotoğraflarının basına servis edildiğini belirten Keskin, “Şu anda sadece benim dediğim olur diyen bir hükümet ile karşı karşıyayız. Ne yazık ki Türkiye’nin bir çok sözleşmenin altında birlikte imza atmış devletler de yeterince bu konuda sorgulamıyorlar” şeklinde konuştu.

İşkence gizli kalıyor

Hak arama bilinci daha çok siyasi nedenle gözaltına alınmış insanlarda gelişmiş olduğuna değinen Keskin, “Trans bireylere korkunç işkenceler yapılıyor. Son dönemde özellikle FETÖ’den gözaltına alınanlara işkence yapılıyor. Hepsi gizli kalıyor” dedi. Korku toplumu oluşturulmak istendiğine değinen Keskin, işkenceye maruz kalanlara çağrıda yaparak, “En ufak bir şiddet olayında bize başvurun” dedi.

 

HABER MERKEZİ